| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Image Hosted by ImageShack.us Sağ klikle

Kardemin Diyari

Pps Video Sesli Şiir Fıkra Aşk Hikayesi Gizem ve Kıssadan Hisse Sesli Çocuk Masalları Oyun İndir Sağlık Radyo Tiyatrosu Biyografiler Spor Haber

Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar
 

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

 İslam Aleminin Mübarek Ramazan Bayramını kutlar, Sevdiklerinizle birlikte sağlık
mutluluk ve bereket dolu nice bayramlar geçirmenizi CENAB-I ALLAH'tan niyaz ederim. 

Casper_m
bayramrl0 

Ramazan Bayramı

Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü'minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek için mü'minler bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur'ân'lar, Fatihalar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.


Ramazan Bayramının mü'minler arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan'ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan mü'minler, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.

Ramazan ve Kurban bayramları Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü'minler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.

"Bu günümüzde yapacağımız ilk şey namaz kılmaktır"(1) mealindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram namazlarının kılınmasıyla başlar.

Hz. Peygamber, "Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir"(2) buyurmuştur.

Ramazan Bayramım da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, mü'minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.

Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.

Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan evlerinden ayrılmazlardı. (4)

Her vesile ile bizleri ibadete ve ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:
"Sevabını Allah'tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez." (5)

Bayramlar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş'e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes'ud (r.a.) devamla şöyle der:

"Resuîullah Aleyhissaiâtü Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve sadaka vermelerini emretti.

Bilal de elbiselerini açmış, vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük, halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya başladılar." (7)

Bu hadiseyi anlatan sahabilerden biri, "Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?" sualine şöyle cevap verdi: "Hayır, lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı."(8)

Aynı olaya işaret eden Ebu Saidi'l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.

Ramazan Bayramı, bağışlanmış olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma müjdesini insanlara melekler veriyor.

Sa'd bin Evs el-Ensârî anlatıyor: Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur.

Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:
"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız.

"Bayram namazını kıldıktan sonra bir münadi şöyle seslenir:
"Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."(9)

Bayram günleri sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade edilmiştir. Bu hususta Müslim'de ayrı bir bab ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:

"Bir grup Habeşli, bir bayram günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık. Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya kadar."(10)

Ancak bayramdaki sevincin gaflete dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır. Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını taşımamalıdır. Esasen bayram Allah'ın bize verdiği İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok Allah'ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini, kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını hatırlatan vesilelerden biridir.

"Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde zikrullaha (Allah'ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır." (11)

Nitekim büyük cemaatler halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.

Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her mü'minin kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir. Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin azameti karşısında yüce duygulara taşır.

Ebû Hüreyre anlatıyor:
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle süsleyiniz; (12)

Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek, gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak, güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.

Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı "İydü'I-fıtr", yani Fıtr Bayramı demektir. Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı için bu adı almıştır.

Bayramların en güzel şekli tanısın tanımasın mü'minlerin tokalaşarak, kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması, bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet Asrında Sahabiler birbirleriyle "Bârekâllâhü lenâ ve leküm" diyerek bayramlaşılardı, yani "Allah bizden de, sizden de kabul etsin" dedikleri rivayet edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde "Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" gibi sözlerle ifade edilir.

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :kutlamalar
Casper_m
30 Eylül 2008
04:47
Yorumlar :0
 
 
 
 

Susuyorum / Sustum

Sana susuyorum...
Biraz da susmayı deniyorum...

Nereye kadar ?


Bu oyunu burda bitiren ben oluyorum...
Başlatan sen olana kadar !!
Ama sen geldiğinde bu oyunun çoktan, çoktan bittiğini anlamış olacaksın...
Sen yine her zaman ki gibi geç kalacaksın benim hayallerimi süslemeye !!!

Düşlerimde ağlayan cocuga üzülmek için senelerin geçmesini bekleyeceğim ben...
Sen de anlayacaksın eninde sonunda...
Ama unutma geç kalacaksın !!!


Susuyorum !!

Bir ölü gibi, bir dilsiz gibi, bir taş gibi, bir kaya gibi, bir su gibi, bir dağ gibi
Susuyorum !!

Ve bir çöl gibi !
SANA
Susuyorum !


Acıyorum!

Hem kendime..! Hem yıllarıma..! Hem yaşlarıma..!
Hem yaşadıklarıma..! Hem yaşayamadıklarıma..! Hem hatalarıma,
Sana acıyorum !!


Ve ben artık kanıyorum!

Sana..!!!
Söylenenlere..! Yaşananlara..!
Konuşanlara..! Konuşulanlara..! Yalanlara..!
Oyunlara kanıyorum..!


Şimdi ben de oynuyorum !

Sahte gülüşlere, sahte mutluluklara, sahte insanlara, insancıklara,
Sahte bakışlara, bende oynuyorum !

Nasıl oynanır bilmiyorum ama her oynayan kazanıyorsa bende denemeye,
Ellerim kollarım bağlı mecbur kalıyorum...


Şimdi ben ölüyorum!

Biraz sana, biraz bana, biraz da bu aşka ölüyorum...!!

Dedim ya ben susuyorum !

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :aşk fısıltıları
Casper_m
28 Eylül 2008
19:22
Yorumlar :0
 
 
 
 

Oyun İndir - Portable DDD Pool - Best Of Billiard v1.2

 
 
|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :oyun indir
Casper_m
28 Eylül 2008
19:08
Yorumlar :0
 
 
 
 

Ayrılık

ozluyorum  

Hüzün verir ayrılık. bazen son çaredir, bazen tek!

Ama tüm yaşanmışlıklar gibi bir damlasıdır tecrübe deryasının hasrete kardeş.

Ayrılıklar olmasa kıymeti bilinirmiydi kavuşmaların?

Adı özlem olurmuydu mesafelerin?

Yanık yüreklerin dumanı satır satır, hece hece türkü kokarmıydı?

Dualarda birleşmeler umut edilir mıydı?

Gece ve gündüz adında, bahar ve kış tadında.

Biraz sen, biraz ben...

Hepimizin bir yanı ayrılık değil mi?

Sonsuzluk dediğimiz ölüm bile, yeni kavuşmalara gebe!

Elinde bir valizle terketmek ne kadar kolaysa bu şehri;

İçinde anıların ve umutların olan ikinci valizi arkanda bırakmak o kadar zordur...

Gidebileceğin her yere ulaşırsın, ama

henüz bitmemiştir, yüreğin kadardır yolun...

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :aşk fısıltıları
Casper_m
28 Eylül 2008
17:54
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gifler

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :gifler
Casper_m
28 Eylül 2008
17:37
Yorumlar :0
 
 
 
 

Seven Adam Gidiyorum Der mi?...

Casper_m (2824)  

Gidiyorum diyorsun....

Ben sana çoktan veda ettim bilmiyor musun????? 

Düşler sokağının kaldırım taşlarından biri eksik senin yüzünden hala anlayamadın mı? yanımda bu yüzden yürüyemiyorsun.  

Ben senin ayrılığına sevdalandım artık sevgili.!!!

Ayrılığında bir başka güzel oluyorsun.. 

Saçlarını esmeyen rüzgârlar savuruyor sen esen rüzgârlarda kayboluyorsun. Bir veda yazısı istedin benden, yazmak ne kadar zor görmüyor musun? benden bir parçayı taşımaya ihtiyacın mi var neden beni buna zorluyorsun??? 

Ben seni dokunamadığım ellerin kadar yazamadığım satırlarımda sevdim,

sen satır başlarında doğup satır sonuna ölüyorsun, benden seni öldürmemi mi istiyorsun? 

Yazdım sevgili, sana veda sözlerimi yazdım, hiç okuyama cağını bildiğim için yazdım belki de hem de ne kadar çok okumayı istediğini bildiğim halde. Uzun bir gece boyunca bu son olacak belki de dedim sevgili.

Gece deliydi ben daha deli, gece öfkeliydi ben daha öfkeli o gece sen vardın yanımda sevgili. 

Ben sana coktaaaan veda ettim sevgili, sessizliğim yeni sevgililerine karşı öfkemden neden anlamıyorsun? 

Fonda sezen aksu adin bende saklı be sevgili, mutluluğun başka diyarlarda olsun varsın, bu bendeki sevginin farkı.asla okuyamayacağını bildiğim satırlarda gözyaşların var sevgili, bu şehir sensiz bir başka çekilmez olacak, orda olduğunu bildiğim bir yerde olamayacaksın artik, geceleri hayali çiçekler koyamayacağım artık kutuna, pencerendeki her ışıkta o odada diyemeyeceğim, geceleri bir başka yabancı olacak yokluğun..yokluğuna sevdalı bu çocuk varlığını kıskanacak be sevgili!!!. 

Cebimde veda yazın vardı sevgili,

yok dedim, yazarım bir gün dedim cebim ateş , ateş bedenim ve sen.. 

Kahverengi gözlerim yazarım bir gün Sevgili, neden okuyamadığını o satırları neden okuyamayacağını yazarım. gulumsersin sevgili gözlerinde yaşlar gülümsersin ve ben gözlerindeki yasa tutsak... 

Ben seni bir sigara mesafesi sevdim. Sen sigara dumanını benden ötelerine savururken beni de sürükleyiverdin be sevgili. Yazabileceğim öykülerin en güzeli senin için olabilirdi, oysa sen yazılmış öykülerimi sevdin.

Yazılmış öykülerde acı var öfke var sevgili ve yokluğunda en az onun kadar, ben yokluğuna sevdalı sen yoksun sevgili ben sana tutsak, hayallerin bittiği yerde sevgili orda buluşacağız Birgen o zamana kadar,

 ''elveda..'' 

Hoşçakal

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :aşk fısıltıları
Casper_m
28 Eylül 2008
16:43
Yorumlar :0
 
 
 
 

Gizem ve Kıssadan Hisse - Ramazan ve Yetim Hakkı

Menkıbe: Hayatini günahlarla doldurmuş adamın biri yağmurlu ve çamurlu bir günde ayağı kayıp yere düşer. Düşerken üstü kirlenmesin diye elleriyle yere tutunur ve ayağa kalkar. Bunun üzerine sağ eli çok kirlenmiştir. Ama bu bedevi ve görgüsüz insan, elini su ile yıkayacağına bir yere silmeyi tercih eder. Silecek bir yer bulamadığından ötürü o an yolda oynayan bir çocuğun kafasını okşayarak elini temizler ve oradan ayrılır. Bu hareketi çok yanlış olup, çocuğun bundan haberi bile olmamıştır.
Ve bu adam kısa bir zaman sonra günahlarına tövbe bile etme fırsatını yakalayamadan vefat eder. Gideceği yer melekler tarafından gösterileceği vakit çok korkar çünkü hayati günahlarla doludur. Cehennemi beklerken melekler ona cennet bahçelerinden bir Bahçe gösterir. Adam çok şaşırır ve bu kadar günahı olduğu halde nasıl olur da Allah kendisine cenneti nasip eder? Melekler ise durumu Allah'a bildirirler. Zaten tüm olanları, daha olmadan önce bilen Allah c.c. meleklerine şöyle nida eder:

O kuluma söyleyin, bir gün eli çamurlandığında, o elini silmek için bir çocuğun başını okşamıştı. Yaptığı yanlış bir şey de olsa o çocuk yetim idi. Kimse başını okşamamıştı. O kulum kotu niyetle de olsa o yetimin başını okşaması o yetimi o kadar çok sevindirdi ki; ben de o güzel yetim kulumun yüzü suyu hürmetine o günahkâr kulumu da affettim.

Bu anlatılanlar kutsi hadis midir, bir hikaye mıdır bilemiyorum. Herhangi bir kaynağını bulamadım ama biz buna menkıbe diyelim. Menkıbelerdeki asil amaç onların doğru olup olmadığını araştırmak değil, kıssadan hisse almaktır. Ama Allah’ın sonsuz rahmetini düşünürsek bu durum Rabbimiz için hiç de büyük bir şey değildir. Ben inanıyorum ki, bu insandan çok daha günah işlemiş kullarını bile Allah hiç ummadıkları hareketlerinden ötürü affedecektir. Yeter ki imanlı bir şekilde kendi huzuruna varsınlar.

Madem bu menkıbeyi anlattık, o zaman yetim konusundaki hadis-i şeriflerden bahsedelim:

Halkın içinde Allah'dan en uzak olan iki kimsedir: Birincisi, ümeranın meclisinde oturur da zulme ait sözlerinde onları tasdik eder. Diğeri ise çocukların muallimidir. Fakat onların hepsini ayni derecede eşit tutmaz. Ve yetimin hakki hususunda Allah'dan korkmaz. Ravi: Hz. Ebu Umame (r.a.).

Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et, onun başını oksa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin. Ravi: Hz. Ebud Derda (r.a.)

Namaz husususun da Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Namaz hususunda Allah'tan korkun. Köleleriniz hakkında da Allah'tan korkun. Su iki zaif hakkında da Allah'tan korkun; Dul kadın ve yetim çocuk. Ravi: Hz. Enes (r.a.)

Helak edici su yedi şeyden kaçınınız: Allah'a ortak koşmaktan, sihirden, hakli durum hariç Allah’ın haram kıldığı cana kıymaktan, faiz yemekten, yetim mali yemekten, savaş günü harpten kaçmaktan ve namuslu, mu'min, habersiz hanımlara iftira etmekten. Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)

Yetimi kendine yakin tut. Başını elinle oksa ve onu sofrana oturt. Böyle yaparsan, kalbin yumuşar ve hacetin görülür. Ravi: Hz. Ebu İmran (r.a.)

Dört şey dört yerde nafaka olarak kabul olunmaz: Hıyanet, hırsızlık, suiistimal ve yetim malından sağlanan kazançla Hac, Umre, Sadaka ve Cihad olmaz. Ravi: Hz. Ibni Ömer (r.anhuma)

Dört taife Cennete giremez: İçkiye devamlı, faiz yiyen, haksız yere yetim mali yiyen ve anne babasına (ailesine) asi olan. (Tövbe ederse mesele yok.) Ravi: Hz. Ebû Hureyre (r.a.)

Yetimin başını öne doğru, babası öleni de arkaya doğru mesh et. Ravi: Hz. Muhammed ibni Süleyman (r.a.)

 Allah'a en sevgili ev, içinde ikram gören yetim bulunan evdir. Ravi: Hz. Ibni Omer (r.anhuma)

Cennette "Darul ferah" denilen bir eve ancak mu'minlerin yetimlerini sevindirenler girer. Ravi: Hz. Ukbe Ibni Amir (r.a.)

Kalbinin yumuşamasını istersen yetimin başını oksa ve miskini doyur. Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)

İnsanları acizlik içinde bırakmaktan sakının, Sizden birisi Emir veya Amil olur da kendisine dul kadın, yetim veya fakir bir kimse isi için gelir. Ona "Sen otur, isine bakılacaktır" denir. Böylece onlar acizlik içinde terk edilirler. İhtiyaçları görülmez ve onlar için bir emir de verilmez. Onlar da dağılıp giderler. Hâlbuki zengin eşraftan biri gelince, Emir onu yanına oturtur. Sonra da "İşiniz nedir" der. Adam da "İsim söyle şöyledir" der. Bunun üzerine Emir "Bunun ihtiyacını yerine getirin ve acelede edin" der. Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)

Yetim (babası ölmüş olan) bir çocuğun başını şöyle arkadan öne doğru okşayınız. Eğer babası varsa (öksüzse) onden arkaya doğru şöyle okşayınız. Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

Büyük günahlar yedidir: Allah'a sirk koşmak, hak yol ile olan müstesna, Allah’ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, namuslu kadına iftira etmek, cepheden kaçmak, faiz yemek, yetim mali yemek, hicretten sonra cahiliye bedeviliğine dönmek. Ravi: Hz. Ebu Said (r.a.)

Üç kişiye kıyamet gününde Allah, nazar etmez; onları tezkiye etmez ve onlar için elim bir azab vardır: Okuturken yetimi ezen hoca, ihtiyacı yok iken dilencilik yapan kimse, yaranmak icin sultana dalkavukluk yapan adam. Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

Kim bir veya iki yetimi barındırırsa, sabır etse ve sevabını da umid etse, Ben onunla Cennette su iki parmak gibi olurum. (Sehadet parmağı ve orta parmağını hareket ettirdi.) Ravi: Hz. Ibni Abbas (r.anhuma)

Bir kimse, akrabasından veya başkasından olan bir yetimi, yetim kendisini kurtarana kadar uhdesine alsa, o kimseye Cennet vacib olur. Ravi: Hz. Adiyy Ibni Hakem (r.a.)

Emzirme müddeti geçtikten sonra sütkardeşlik yok. İftarsız oruç da yoktur. Akli baliğ olduktan sonra yetimlik yok, geceye kadar laf orucu da yok. Nikâhtan evvel de talak yoktur. Ravi: Hz. Ali (r.a.)

Allah hepimizi affetsin.

Amin

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :gizem ve kıssadan hisse
Casper_m
28 Eylül 2008
16:03
Yorumlar :0
 
 
 
 

Biyografi - Kazım ÖZALP - 1882-1968

KAZIM ÖZAL

1882'de Köprülü'de doğdu. 6 Aralık 1902'de Harp Okulundan Piyade Teğmen rütbesiyle mezun olarak kurmay sınıfına ayrıldı. 6 Aralık 1903'te Üsteğmenliğe yükseldi. 5 Kasım 1905'te Mümtaz Yüzbaşı olarak Harp Akademisinden mezun oldu. II. Meşrutiyetin ilanından sonra Serez Redif Fırkası Kurmay Başkanlığına getirildi. 9 Ağustos 1910'da Menlik İlçesi Kaymakamlığına atandı. 28 Mart 1911'de Kıdemli Yüzbaşılığa yükseltilerek Selanik Jandarma Alayı Takip Taburu Komutanı oldu.

29 Eylül 1912'de atandığı Vardar Ordusu 5'inci Kolordu Kurmayında görevli olarak Balkan Savaşı'na katıldı. 25 Haziran 1913'te Çatalca Ordusu Sol Cenah Komutanlığı Kurmayında görev aldı. 9 Kasım 1913'te 1'inci Kolordu Kurmayına atanarak İstanbul Merkez Komutan Yardımcılığı yaptı.

Birinci Dünya Savaşı'nda Van Jandarma Alay Komutanı, Seyyar Jandarma Tümen Komutanı, 37'nci Kafkas Tümen Komutanı ve 60'ıncı Tümen Komutanı olarak Doğu, İran, Azerbaycan ve Kafkasya Cephelerinde Ruslar ve Gürcülere karşı savaştı, Batum'u işgal etti. 1915'te Yarbay ve 1917'de Albaylığa yükseltildi.

31 Aralık 1918'de Şarköy'deki 60'ıncı Tümen Komutanlığına atandı. 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgal etmesi üzerine, Balıkesir'e geçerek oluşturulmakta olan direniş örgütleriyle işbirliği yaptı. 2 Ağustos 1919'da Bandırma'daki 61'inci Tümen Komutanlığını üstlendi. Heyeti Temsiliye kararıyla Kuzey Cephesi Komutanlığına tayin edildi.

TBMM'nin I. Dönemi (23.04.1920 - 16.04.1923) için yapılan seçimlerde Karesi (Balıkesir) Milletvekili seçildi. 31 Mart 1921'de Meclis kararıyla izinli sayılarak Kocaeli Bölge Komutanlığına tayin edildi. Daha sonra Batı Cephesinde Kolordu Komutanı olarak Sakarya Muharebesine katıldı ve 13 Eylül 1921'de Tümgeneralliğe yükseltildi.

1921 sonunda Kolordu Komutanlığını bırakarak Meclise döndü. 10 Ocak 1922'de Milli Müdafaa Vekilliğine seçildi. 25 Eylül 1922'de Korgeneralliğe yükseltildi. II. Dönemde (11.08.1923 - 26.06.1927) tekrar Karesi'den (Balıkesir) milletvekili oldu. 30 Ekim1923'te kurulan İsmet Paşa Kabinesinde Milli Müdafaa Vekili oldu. 26 Kasım 1924'te TBMM Başkanlığına seçildi. 30 Ağustos 1926'da Orgeneral oldu. 6 Temmuz 1927'de kendi isteği ile ordudan emekliye ayrıldı. 1927 ve 1931 seçimlerinde tekrar Balıkesir Milletvekili seçildi. Meclis Başkanlığı görevini 1 Mart 1935'e kadar korudu. V. Dönemde yeniden Balıkesir Milletvekili seçilerek, VII. İNÖNÜ Hükümetinde bir kez daha Milli Savunma Bakanı oldu. I. ve II BAYAR Hükümetlerinde de bakanlığını korudu. VI, VII, ve VIII. dönemlerde Balıkesir, 1950 seçimlerinde Van'dan milletvekili seçildi.

1954'te politikadan çekilerek İstanbul'a yerleşti. 6 Haziran 1968'de vefat etti

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :biyografi
Casper_m
27 Eylül 2008
18:35
Yorumlar :0
 
 
 
 

Blogumu Google'de Nasıl Yayınlarım ?

Blogumu Google'de nasıl yayınlarım ?
Blogunu googlede yayınlamak için;

http://www.google.com.tr/intl/tr/add_url.html

bu adrese giriyorsun Url yazan yere sitenin adresini altınada bloğunda bulunan konu başlıklarını kelimleri koyduktan sonra kaydediyorsun. Anında çıkacak diye bir kural yok belirli bir süre sonra google seni indexsler.
Kolay Gelsin.

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :yardım
Casper_m
26 Eylül 2008
18:38
Yorumlar :4
 
 
 
 

Ramazan'ın kalbi olan Kadir Gecesi'nde nasıl dua edelim?

dua1 1. Kadir Gecesi, Kadir Sûresi'nde de ifade edildiği üzere, "Kur'an'ın indirildiği; bin aydan daha hayırlı olan; Rab'lerinin izniyle Ruh ve meleklerin her türlü iş için indiği; tan yeri ağarıncaya kadar esenlik, huzur ve güven kaynağı olan" (Kadir, 97/1-5) bir gecedir.Mademki, bu geceyi bin aydan hayırlı yapan şey, Kur'an'ın bu gecede indirilmesidir; öyleyse bizler bu geceyi Kur'an'ı okuma, anlama, yaşama ve yaşatma ziyafeti yapmalıyız.

Kur'an'ın manasına ve tefsirine ağırlık vererek onu idrak etmeli ve yaşamalıyız. Anladıkça ve yaşadıkça onu yaşatmanın aşkını ve şevkini yaşamalıyız. Ayrıca bu geceyi, nafile namaz ve duayla geçirmemiz tavsiye edilmiştir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz: "Kim inanarak ve Hak rızası için Kadir Gecesi'nde kalkarsa, (namaz kılar, ibadet ederse) onun geçmiş günahları affedilir." (Buhari, Leyletü'l-Kadr, 1) buyurur.

2. Bu gece maddi ve manevi bütün nimetlerin müminin gönlüne yağdığı, iki cihanın bayram oluş müjdesinin müminin gönlünde hissedildiği, Kur'an, ibadet ve oruçla ruhun yükselişini zihnin de müşahede ettiği bir gecedir. Böylesine bir gecede, ilahi yardım ve manevi fetihler sağanak yağmur gibi müminin gönlünü ve zihnini serinletir. Dünya kaygılarından ve dertlerinden özgürleştirir.

Kur'an-ı Kerim'de Rabb'imizin bizlere çok büyük nimetler ikram ettiğini gördüğümüzde, Allah'tan hatalarımız için bağışlanma dilememiz emredilmiştir. Bu hakikati Rabb'imiz, "Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman, insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğün zaman, Allah'ı hamd ile tesbih et. O'ndan af dile. Şüphesiz ki Allah tevbeleri kabul edendir." (Nasr, 110/1-3) ayetleriyle vurgulamıştır. Çünkü istiğfar, (Allah'tan bağışlanma dileme) "Ben başardım..." cümleleriyle başlayan insanın içindeki başarı hırsına ve her şeyi sahiplenme meyline engel olur. İnsanın bütün başarı ve zaferleri kendinden bilerek Allah'ı devreden çıkarma durumunu ortadan kaldırır. Bu nedenle bu gecede hatalarımız için af dileyerek yüceliyoruz.

3. Başarıyı ve nimeti kendinden bilme, insanı kibre düşürür. Kibir ise küfre götüren bir zehirdir. Kibrin baş düşmanı, tevazudur. Huşu Hakk'a boyun eğmek, tevazu Hakk'a teslim olmak, Hakk'ın hükmüne itirazdan vazgeçmektir. Bu iki kavramın da en güzel halleri namaz ve oruçla yaşanır. Bu dua, Kadir Gecesi'nde bizi Kur'an, namaz ve orucun bu güzel iklimine davet eder; bu iklimi ruhumuza hissettirir.

4. Bu duada Rabb'imizin sonsuz ikramlarını ve affediciliğini hissederiz. Tevbenin güzelliğini ve affedilmenin vazgeçilmezliğini bir nefes gibi içimize çekeriz. Tevbe ve istiğfar, Allah hariç her şeyden dönmek ve yüz çevirmektir. Sıradan insanların tevbesi, günahları içindir.

Allah dostlarının tevbesi ise Rabb'lerini unutarak geçirdikleri her an içindir. Mevlânâ Hazretleri tevbe hakkında şunları söyler: "Ecel akşamı gittikçe yaklaşmada. Bu oyun, ne vakte kadar? Gel artık, onu terk et, yeter. Tevbe atına binip hırsıza yetiş, ondan elbiselerini geri al." Biz de bu duayla istiğfar ve tevbe atına binip ulvi âlemlere yükseldikçe Kur'an'ın ve Ramazan'ın himmet ve hikmetini hissederek bayramı karşılıyoruz.

5. Ecel akşamı kapımızı çalmadan tevbe atıyla bizleri manevi miraçlarımıza, Seni sevmenin doruklarına çıkar. Senin zikrinle ve şükrünle coşan, rızanla Sana koşan, Senin için ağlayan, cennet ve Cemalullah'ta Seninle huzuru bulan, bütün kapıları Senin sevgine kapı ve vesile yapan, helallerine ve emirlerine sımsıkı yapışmakla mutluluğu yakalayan kullarından eyle bizi...

Allah'ım Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet

Hz. Aişe, Kadir Gecesi'ne ermenin şükrünü ve şevkini idrak etmek için Rasûlullah'a yönelip şöyle bir soru soruyor: Ya Rasûllallah, Kadir Gecesi'ne erme şerefine nail olursam nasıl dua edeyim, dedim: Rasûlullah da şu duayı okumamı söyledi: "Allah'ım Sen affedicisin, affı seversin, beni de affet. (Allahümme inneke afüvvün, tuhibbu'l-afve, fa'fü annî)" Tirmizi, Da'avât, 89

|^^^^^^^^^^^^^^^^^\ ||\
|__ Emeğe Saygı..._| | |'""|""\___
|_____________ l | | __| __| ___|)
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@)
Etiket :islam
Casper_m
26 Eylül 2008
00:31
Yorumlar :0
 
 
 

Zirve100 Toplist
Beni Facebook'la!